Film, çocuk sahibi olamayan memur bir çiftin, evlat edinecekleri bebeği çevrelerine kendi biyolojik çocuklarıymış gibi göstermek için sahte bir hamilelik ve doğum fotoğrafı albümü hazırlama sürecini konu alıyor. Güçlü bir kara mizah örneği olan bu yapım, Antalya'nın o tanıdık dokusunda başlayıp Kayseri'ye uzanan hikayesiyle, "elalem ne der" kaygısıyla inşa edilen sahte hayatları ve orta sınıfın ikiyüzlü ahlak anlayışını son derece absürt, statik bir sinematografiyle gözler önüne sermekte. Devamı için tıklayınız.
Filmin yönetmeni Murat Fıratoğlu, Altyazı dergisine verdiği söyleşide "Bir insanın başka bir insan için çalışıp onun himayesi altında olması bana çok sert geliyor" diyerek aslında hikâyenin temel meselesini izleyiciye çok net bir şekilde özetlese de film bu sertliği doğrudan bir çatışmayla değil; bekleyişin ve ertelenen eylemin o tuhaf ritmiyle anlatmayı seçiyor. Devamı için tıklayınız.
Kalabalık bir caddede yürürken insanın kendini tamamen izole hissetmesi, benim de sıkça üzerine düşündüğüm ve modern çağın en belirgin paradokslarından biri. Etrafımızdaki binalar yükseldikçe insanların küçülmesi ve iletişim araçlarının artmasına rağmen, birbirimizi anlamanın giderek imkansızlaşması bana kalırsa bu dönemin temel krizini oluşturuyor. Devamı için tıklayınız.